July 02, 2008

Mezuniyet fotoları BURDA!!!

Mezuniyette binlerce fotoyu 100 ayrı makina ile çekildiğimiz için, herkesten ayrı ayrı toplamak gerekti, o sebeple, herkesın linklerini burada toplayacağım.

İlk fotolar burhandan : tıklayın
Bu fotolar benden (çok azmış ama) : Tıklayın
Önderden de geldii : Tıklayın
Tayfuna teşekkürler... : Tıklayın
Damladan : Tıklayın
Ümitten : Buyrun

Ailemle birlikte : Tıklayın (Baba buraya tıkla)

Videolar : Giriş Videosu
Kep atarken video : Tıklayın...

July 01, 2008

Kolay ulaşayım derken

Organize etme hastalığı yine baş gösterdi bende. Bilgisayarımdaki dosyaları mezuniyet sonrasındaki "yeni" yaşamıma göre düzenlemeye çalışıyorum. Sadece iş ve derslerle ilgili bir düzenlemeden çıkıp fotoğraflarımı, videolarımı tek bi yerde toplayıp herzaman kolay ulaşabileceğim hale getirmek istiyorum. Kolay ulaşabilme ve sınıflandırılmış veriler herzaman tercihimdir ancak bendeki bi sorun engel teşkil etmekte: üşenip işi bırakma! Organize edeyim derken, kullanmayı pas geçiyorum! Çünkü bazen öyle abartıyorum ki sınıflandırmayı çok zamanı aldığı için bi daha o klasörleri açmıyorum bile. Neyse bu benim sorunum ve nasıl yeneceğimi de biliyorum. Önümde de uzun yıllar var.

Eğer benim kapıldığım soruna kapılınmazsa, veriyi sınıflandırıp organize etmek verinin kendi değeri kadar önemli. Çünkü kullanamadığınız birşeyin değeri sadece "bende bu var " demekle sınırlı. İşleve geçmeyen nesneyi ben napayım! Mesela fotoğraflarımı organize etmek için Google'ın picasasını kullanıyorum. İnternete koyulan fotoğraflara heryerden erişebilmek büyük kolaylık. Ancak videolarım için hala kalıcı bi çare bulamadım. Hem düşük internet hızı hem de sınırlı picasa alanı(1GB) beni engelliyor. Gerçi çağdaş birkaç gmail account'u alıp işi hallettiğini söylemişti, ben de bu yöntemi kullanabilirim. Ulaşılabilirlikten bahsetmiştim. Picasa internet hizmeti olduğu ve Türkiye'de hala çok yoğun kablosuz ağ ortamları var olmadığı için ulaşılabilirliği maximum hale getirdiğini söyleyemeyeceğim.

Benim için fotoğraflar ve birkaç bilgiden ibaret olan veri depom organizasyonlar (şirketler,kurumlar) için ne kadar kritik bir hazine olduğunu düşünüyorum. Açıkçası merak ediyorum nasıl yürütüyorlar veri yönetimini. Mesela tez arkadaşlarımla yürüttüğümüz projede, Google docs hizmetini kullandık döküman paylaşımı ve yönetimi için. Acaba şirketler Google docs'a güveniyorlar mı? Çünkü Google'ın birçok hizmeti gibi docs da beta. Her an herşey olabilir demek yani.

Bi ara Google'un kullandığım hizmetleri hakkında bir yazı yazmak istiyorum. Ama bir gerçek var ki, blog yazma olayında planlamak işe yaramıyor. Aklıma geldiğimde yapmazsam %90 yazmıyorum yazıyı. Bakalım göreceğiz ne yapacağımı..

Mezuniyet tatili geldi geçti...

Olcakmı olmayacakmı derken, mezuniyet tatili göz açıp kapanana kadar geldi geçti işte... Kendım düzenledim diye demiyorum ama gerçekten çok güzeldi.Eğlendik, güldük, ciğer gibi yandık,yedik içtik... Kısaca özetleyeyim tatili:
Cumartesi günü saat 11bucuk gibi cavitle yola cıktık izmirden.Insan organizatör olur da yaptıgı organizasyona en son mu gider, adaya bi vardık, herkes coktan başlamış tatile :). Kalacağımız otel odalarımızı ayırmış ancak, odalar henuz hazır değilmiş, o yuzden herkes odalara yerleşmeden havuza inmiş takılıo. Odalar boşaldıkca hepimiz yerleştik. Saat 2bucuk gibi 2 takım olarak muza binmeye gittik. Bizim ekip ben-fırat-ufuk-çağdaş ve zuhaldi. Düşe kalka canımız cıktı. Kollar koptu resmen. Ama süperdi. Sonra voleybol oynadık bi sure. Akşam 8 gibi hepimiz yemeğe indik. Yemegin ardından herkes dağıldı adaya, biz odada viski içtik (ado-ben-tayfun-musti). 11'de merkezde buluştuk ve ertesi gun için tekne turu ayarladıktan sonra yenalın ayarladıgı mekana gittik.(Paddys Irısh Pub). İlk başta kimse oynamak için kalkmıyordu, sadece Babacan oynuodu, takdir ettim kendısını. 2 biralardan sonra bir baktım ki herkes pistte, bu kez de oturmuyo kimse :D. bütün gece koptuktan sonra 3 bucuk gibi otele donduk. Ertesi sabah 8 de kalkması biraz zor oldu, çünkü musti odada klimayı acık bırakmıs, kalktıgımda sol tarafım tutmuyo, ztn travesti gibi cıkan sesım artık cıkmıodu. Quick bi kahvaltıdan sonra, servisle tekneye gittik. 10 gibi hareket ettik, ben direk bi minder buldum golgede, yarım kalan uykuma devam ettim. 3 tane koy gezdıp, yuzlerce kere tekneden denıze atladıktan sonra, 5 gibi otele geri donduk, dus alıp tatilimiz bitirdik.
Bu tatilin genel ozeti, ilginc ayrıntıları aklıma geldikçe yazacagım. Fotolar ve videolar da yakında burada olucak...
Bendeki fotolar : http://picasaweb.google.com.tr/jeantonick/MezuniyetTatili
Ümitten Fotolar : http://picasaweb.google.com.tr/umitkara/KuAdas

Videolar : 1 2 3
Tekne turunda beynimize kazınan şarkı : Klip -- Sözleri

yavas yavas geliooo

June 30, 2008

Staj Günlüğü - 9

İşten gelip spor salonuna gitmek biraz zor oluyor, etkisi ertesi güne vuruyor maalesef. İşten geldim salona gittim, geldim, maçı izledim yattım. Ama bugün çok zorlandım kalkmakta ve ayakta durmakta! :)

Euro 2008 hakkında pek konuşamadık sevgili GÜNlük ya. Ne mucizeydi ama! Çekirge 3 sıçradı 4′te yakalandı. Turnuvanın en iyi maçını oynayarak final hakkını kaybetmek üzücü tabi. Portekiz maçında çok küfretmiştim, İsviçre maçına da öeh demiştim, bunları bile zor yeniyoruz manasında, ama sonraki Çek Cumhuriyeti ve Hırvat maçları beni inandırmıştı. Öyle ki Almanya’yı yeneceğimize inancım tamdı. Ezdik ama yenemedik sağlık olsun. 23 kişilik kadroda Tolga hariç 22 kişi bu turnuvada oynadı. Turnuvanın ilginç istatistiklerine girer bence :) Neyse çıtayı yükselttik artık bundan sonraki hedef 2010 Dünya Kupası finali olmalı bence ;)

Bugün işte sabah 9′dan akşam 4′e kadar 1534 tane form doldurdum. Parmaklarım acıyor artık. Yok arıza formu, yok iş formu… Cart curt işler… Stajyeriz ya bana verdiler :) Ambara, satın almaya cart curt işlere de gönderiyorlar arada. Olsun ben razıyım ya. Boş oturmaktansa bir şeyler yapmak her zaman iyidir.

Nazmi Abi bugün fabrikayı gezdirdi bir ara. Çok büyük bir fabrika cidden. Deli makinalar var. Hemen hemen her şey otomatikleşmiş artık. Bu arada yavaş yavaş PLC ve otomasyon hakkında bilgi sahibi oluyorum. Güzelmiş ya sevdim ;)

Bir ara da kitabı bitirdim. Hani şu Dört Anlaşma dediğim kitabı. İyiymiş beğendim tavsiye ederim ;) Kısacık bir şey zaten. Hayatınıza farklı bir bakış açısı getirebilir. Benim pek getirdiğini söyleyemem çünkü zaten anlattıklarını bilmeden de olsa uygulamaya çalışan biriydim :)

Bu önemli Dört Anlaşma’yı belirteyim hemen (bence bir kenara not edilmeli)

  • Kullanacağınız sözcükleri özenle seçin.
  • Hiçbir şeyi kişisel algılamayın.
  • Varsayımlarda bulunmayın.
  • Daima yapabildiğinizin en iyisini yapın.

Proje için çok çalışamasam da ona da baktım bir ara. Farkettiğim bazı mantık hatalarını düzelttim. Henüz gerçekleştirmeye başlayamadık. Bir ara da ona başlarız artık. Haftaya olur büyük ihtimalle…

Staj Günlüğü - 11

Bugün çavuş oldum :)

Yani deneyimli stajyer diyelim. Saruhanlı’dan bir meslek lisesinden yeni bir stajyer arkadaş geldi. İlk gün tabi çok sıkıldı doğaldır :). Kendimden biliyorum :P. Neyse etrafı tanıttık ettik biraz. Öyle zaman geçirdik.

Öğleden sonra da teknisyenlerle takıldım imalathaneye girdim çıktım falan. Bir makinanın otomasyonunu tutması için taşeron firma tutmuşlar, Atak Otomasyon. Onun için gelen mühendisle muhabbet etme imkanım oldu. Eleman 2007 Ege Elektrik-Elektronik mezunuymuş. Turkcell’de çalışmış, beğenmemiş, Atak Otomasyon’a geçmiş. Her şeyden sıkılan, hiçbir şeyi sevmeyen bir adam. Ama kafa iyi ya muhabbet kurduk :) Gerçi adam yol yakınken elektroniği bırak dedi ama… Bırakır mıyım ulen! :)

Bugünü de böyle bitirdik. Yarın ola hayrola…

Bu arada nice 14′lere… ;)

June 29, 2008

Joomla! Kurulumu

Joomla!’dan bahsetmiştim bir önceki yazımda. Nedir ne değildir öğrenmişizdir umarım. Öğrendik sevdik ettik ya da deneyeyim, öğrenmek istiyorum diyorsanız Joomla! deneyimi için kurulum yapabilirsiniz. Burada Wamp Server’da(localhost’ta) Joomla! kurulumunu anlatacağım. Wamp hakkında bilgiyi Dersler menüsünden bulabilirsin ;)

Daha fazla...Kurulumu yapmadan önce PHPMYADMIN kullanarak bir veritabanı ve kullanıcısı yaratalım. Wamp’ı kurduktan sonra, Firefox’ta adres satırına localhost yazıp giriyoruz. Karşımıza gelen ekrandan Tools altından PHPMYADMIN’e tıklıyoruz.

Gelen ekrandan Create New Database (Yeni Veritabanı Oluştur) kısmına veritabanına vermek istediğimiz adı yazıp Create(Oluştur) diyoruz. MYSQL karakter seti UTF-8 seçimiş olduğu için veritabanımız da öyle olacak. (Özel bir şey seçip değiştirmediğimiz için öyle olacak.)  Zaten Joomla 1.5 için UTF-8 karakter kodlamasını kullanmalıyız.

Veritabanını oluşturduktan sonra karşımıza bir onay ekranı gelecek. Eğer aynı isimde bir veritabanı daha önce açılmamışsa sorun vermemesi gerekir. O ekrandan sol üstteki menüden Home (Anasayfa) düğmesine tıklayıp ilk geldiğimiz ekrana dönüyoruz. Veritabanımızı oluşturduk, şimdi de veritabanını kullanacak kullanıcılarımızı belirlemeliyiz. Onun için de PHPMYADMININ ana ekranındaki Privileges(İzinler)’ e tıklıyoruz.

Gelen ekranda şu andaki kullanıcıları görüp izinlerini, şifrelerini düzenleyebiliriz. Kullanıcı tablosunun altındaki Add New User (Yeni Kullanıcı Ekle) ile kullanıcı açıp, daha önce açtığımız veritabanını kullanma yetkisi vereceğiz.

Burada Username(Kullanıcı adı) kısmını yine joomla olarak seçtik. Host kısmını localhost olarak bırakıyoruz ve kullanıcı şifremizi yazıyoruz. Bu bilgiler veritabanını kullanacak olan kullanıcının bilgileri. Bu kullanıcı ile istersek Joomla’da istersek PHPBB’de istersek başka bir yazılımda işlem gerçekleştirebiliriz. Database for user (Kullanıcının Veritabanları) kısmında None(Hiçbiri) seçerek izin işlemini anasayfaya dönerek tamamlayabiliriz, ya da Create Database with same name and grant all privileges (Kullanıcı adıyla aynı isimde bir veritabanı oluştur ve bütün izinleri ver) diyebiliriz… Her şey anlaşıldı sanırım çevirince :)

Biz daha önce Joomla adında bir veritabanı oluşturduğumuz için ikinci seçeneği işaretlediğimizde hata alırız. O yüzden Hiçbiri deyip en sağ alttan Go tuşuyla kullanıcımızı yaratıyoruz. Global Priviliges (Genel İzinler) kısmından isteklerinize göre seçim yapabilirsiniz. Ama sadece Joomla veritabanını kullandırmak istiyorsanız hiçbirini işaretlemeyin.

Bir sonraki ekranda onay bilgisi ve altında izin seçenekleri gelecek. Database-specific privileges tablosunda “Add privileges on the following database” kısmının yanında açılan menüden daha önce yarattığımız joomla veritabanını seçiyoruz.

“joomla” veritabanına “joomla” kullanıcı için izinlerimizi vereceğiz şimdi. Check All (Tümünü seç) dedikten sonra Go’ya tıklayıp onay bilgisini alın.

Artık joomla için veritabanımız ve kullanıcımız hazır. Şimdi sıra joomla’yı kurmaya geldi.

joomla.org veya joomlatr.org adreslerinden dilediğiniz dile göre joomla’nın son sürümünü indiriniz . İndirdiğiniz zip dosyasını C:\wamp\www klasörünün altında yaratacağınız joomla klasörünün içine açın. Sonra Firefox’ta adres çubuğuna localhost yazın. Wamp Menüsü gelecek. Your Projects başlığının altında joomla’yı görmeniz gerekiyor. Şimdilik joomla sitenizin adresi http://localhost/joomla isterseniz bu adresten de direk girebilirsiniz.

Menüden Joomla’yı tıkladığınızda karşınıza kurulum ekranı gelir. İlk olarak dil seçimi soruluyor. Türkçe’yi seçip sağ üstten Next’i tıklıyoruz.

Bundan sonraki ekranda denetimler karşımıza geliyor. Denetimlerle sisteminizin uygun olup olmadığı denetleniyor. Yani PHP yüklü mü MYSQL var mı gibi kontroller. Sorun çıkmaması lazım ama yine sorunlu görünen kısmı aynen Google’a yazıp aratın çözümünü hemen bulursunuz. :)

Joomla Denetimler

Sonraki ekranda GNU / GPL hakkında bilgi veriliyor. Joomla’yı kurabilmeniz için bu lisans anlaşmasını kabul etmeniz gerekiyor. Joomla ücretsiz bir yazılım ne anlaşması diyebilirsiniz tabi ama GNU / GPL’i biraz araştırabilirsiniz. Kabul ettiğinizi varsayıp sonraki adıma geçiyoruz :)

Bir sonraki adım Veritabanı ayarları. Daha önceden hazırladığımız veritabanı ve kullanıcılarımızı burada belirtiyoruz. Sunucu adına localhost, kullanıcı adına “joomla” ve veritabanına da “joomla” yazıyoruz. (Bunları daha önce veritabanını hazırlarken, biz böyle seçmiştik) Şifremizi de girip sonraki adıma geçiyoruz.

Bir sonraki adım FTP kurulumu. Şu anda kendi bilgisayarımızda(localhost) kurduğumuz için FTP ayarı yapmıyoruz. Sonraki adıma geçiyoruz.

Joomla yapılandırmasına geldik. Burada sitenizin adını, e-posta adresinizi ve yönetici şifrenizi belirliyorsunuz. E-posta adresinin çok önemi yok şu anda aslında. Daha önce milyar kez dediğim gibi localhost’ta çalışıyoruz :)

Bu sayfada Varsayılan Örnek Veriyi Yükle seçeneğine tıklayalım ki karşımıza bomboş bir joomla sitesi gelmesin. Örnek veri yüklenirse joomla’yı anlamak daha kolay olacaktır ;)

Bu yapılandırmayı da bitirdikten sonra kurulumu bitirmek için son aşamaya geliyoruz. Burada bilgilendirildiğimiz üzere Joomla kullanıcı adımız admin şifremizi de bir önceki ekranda belirlemiştik. Burada önemli bir bilgi yazıyor installation klasörünü silmeyi unutmamamız gerektiğini belirten bir yazı. Belirtildiği üzere bu bir güvenlik önlemi. Bu yüzden biz de C:\wamp\www\joomla\ ya gidip installation klasörünü siliyoruz. Sildikten sonra son ekrandaki sağ üstteki site kısmına tıklayarak sitemize girebiliriz.

Geçmiş olsun! Sitemiz hazır! Artık Wamp menüsünden veya http://localhost/joomla yazarak sitemize girebiliriz.

Bizi varsayılan tema ve örnek veriler karşılıyor. Joomla sitemiz iki kısımdan oluşuyor, buz dağının görünen ve görünmeyen yüzü gibi :) Görünmeyen yüzü yönetici kısmı. Bütün işlemlerimizi yönetici kısmından gerçekleştiriyoruz. Sitemizin giriş formundan veya adrese localhost/joomla/administrator yazarak yönetici kısmına girebiliriz.

Joomla’yı kurduk. İçerik girmek, bileşen/modül/bot tema yüklemek işleri için, hazırlanınca bir sonraki dersi inceleyebilirsiniz :)

Joomla!

Joomla! hakkında bilgi verip, kurulumunu, gelişiminlerini anlatacağım. Umarım Joomla hakkında bilgi edinmek, kullanmak isteyenlere bir faydam dokunur. ;)

Joomla!, çok eski adıyla Mambo, açık kaynak kodlu dinamik içerik yönetim sistemidir.

Açık kaynak kodlu demek, yazılım ücretsiz dağıtılıp bazı kurallar çerçevesinde (bkz. GPL)  değişiklik yapılabilmesi anlamına gelir. İçerik yönetim sistemi ise Dreamweaver ve Frontpage gibi programlarla her sayfayı tek tek değiştirmek zorunda olmamanız anlamına gelir. Şablonla, temayla, yazıların yerleriyle her sayfa için tek tek uğraşmıyorsunuz yani.

Joomla genelde dinamik yönetilen sitelen için tercih edilse de durgun sayfalar için de son derece uygundur. Joomla’nın kullanıldığı siteler genelde, içeriği sürekli yenilenen duyuru yapılan, haber yapılan sitelerdir. Joomla’nın sağladığı en büyük kolaylık haber/duyuru yazmak olması sanırım. (Örn. UrlaOnline.com, ADDManisa.net) Bu yüzden çok tercih edilmeye başlandı son zamanlarda.

Açık kaynaklı olması sebebiyle dünyanın her tarafından insanlar bu sistem için küçük/büyük, ücretli/ücretsiz çalışmalar yapıp çevrimiçi dağıtım yapmaktadır. Bu çalışmalar ev kullanıcılarından uzman kullanıcılara kadar geniş bir kesime hitap ediyor. Bu çalışmalar sistemin sürekli güncel olmasına yardımcı oluyor.

Başlangıç seviyesindeki kullanıcılar için Joomla kullanmak çok zor değil ama, yine de bilinmesi gereken noktalar var.

Joomla gibi içerik yönetim sistemleri veritabanları kullanır. Veritabanlarında sitenizin içerikleri, temaları, kullanıcıları, şifreleri vs. tutulur. Joomla için de bir veritabanı açmanız ve kullanmanız gerekir. (Bkz. Joomla 1.5.3 için gerekenler)

An itibariyle son sürüm olan Joomla 1.5.3 ( indirin : TR - EN)  için gerekenler:

  • Sunucu
    Bir site çalıştırmak için öncelikle bir sunucuya ihtiyacınız var. Bu sunucu kodları okumak için gerekli olan program. Sitenizi çevrimiçi yapıyorsanız Apache Web Server muhtemelen barındırma hizmeti aldığınız zaman size verilir. Henüz kendi bilgisayarınızda çalışıyorsanız (localhost’ta) Wamp Server kullanabilirsiniz.
  • PHP 4.3.10  ve üstü
    Sitenizde PHP kodlarını çalıştırmak için gerekli. Joomla da PHP ile yazılmış bir sistem olduğu için buna da ihtiyacınız var.
  • MYSQL desteği (Sürüm belirtilmemiş)
    Az önce belirttiğim gibi Joomla için bir veritabanına ihtiyacınız var. MYSQL veritabanı kayıtlarını tutmak için gerekli. SQL kodlama bilmiyorsanız eğer, benim gibi, PHPMYADMIN kullanarak SQL kayıtlarınızı görebilir, düzenleyebilirsiniz. (bkz. PHPMYADMIN dersi)

Daha önce bunu anlatmıştım, Wamp Server kullanarak bütün bunları birkaç tıkla bilgisayarınıza(localhost) kurabilirsiniz.

Şimdi bütün bunların bizim için hazır olduğunu varsayarsak, Joomla ile ilgili bilmemiz gereken bir kaç nokta daha var. Joomla bir şablon (tema) kullanarak, modülleri yerleştirir, bileşenleri ve botları çalıştırır.

Şablonlar, sitenizin renklerini, yazı karakterlerini, yazı yerlerini, resim/şekil yerlerini, modül yerlerini belirtir. Ücretli veya ücretsiz olarak indirebileceğiniz birçok şablon internette bulunmakta. İnternet indirebilirsiniz ya da biraz yetenekli ve PHP, HTML, CSS konularında bilgiliyseniz kendiniz de yaratabilirsiniz.

Modüller, sitenizin isteğiniz bir kısmında (temaya bağlı olarak) istediğiniz şekilde yayınlayabildiğiniz parçalar. Şöyle diyelim. Bir siteyi açtığınızda karşınıza gelen ekranı bölüm bölüm parçaladığınızı düşünün. Menünün olduğu bir kısım, duyuruların olduğu bir kısım, fotoğraf galerisinin olduğu bir kısım, vs. Bunların hepsi ayrı modül olarak düşünülebilir. Tabi isterseniz hepsini tek bir modül olarak de kullanılabilirsiniz. Modüller için hazır yapılmış çalışmalar olduğu gibi siz de Özel HTML kullanarak istediğiniz gibi modül yapabilirsiniz.

Bileşenler, Joomla sisteminizde çalışan alt programcıklar olarak nitelendirilebilir. Joomla sitenize bir forum bileşeni kurup içinde çalıştırabilirsiniz ya da fotoğraf galerisi bileşeni koyarak sitenizin kulanıcılarına fotoğraf yükleme olanağı tanıyabilirsiniz. Bileşenleri yine modüllerde olduğu internetten indirmek mümkün. Aynı şekilde kendiniz de bileşen yapabilirsiniz.

Botlar, sistemde gözle görünmeyen kısımlarda çalışır.  Joomla’daki botlarla, meta etiketlerini düzenleyebilir, çok dilli sitelerin çalışmasını sağlayabilir veya Joomla 1.0.x sürümlerine ait eski bileşenlerin çalışmasına olanak verebilirsiniz.

Joomla hakkında biraz bilgimiz var artık. Kuruluma geçebiliriz.

Joomla Kurulumu

Staj Günlüğü - 10

Stajda 2. haftamı da bitirdim. Kaldı 7 hafta :)

Sabah boyahanenin motor sürücüsü bozulmnuş. Ona bakmaya gittik. Sürücü değiştirilmek zorunda kaldı. Sürücünün programlanan kısmı değişmedi ama tekrar ayarlanmak zorunda kaldı. Siemens’in kitapçığına bakılarak ayarlar tekrar yapıldı. Motor sürücüsü dediğin alet, 8 tane boyacıyı kontrol ediyor. Sabahtan bir iki kere aynı sorun oldu boyahanede ama sorun halledildi sonunda.

Yemek yedikten sonra, öğleden öğleden sonra yani, atelyede biraz oturdum yine. Cart curt işler getir götürler… Derken, bir telefon geldi:

“Alo, ben Avea’dan arıyorum.” (dın DIN dın DIN dın DIN - heyecan müziği :) )

Hayatımın Fikri’nde BanaDersVer.com ile finale kaldığımız için İstanbul’a davet edildik. Hayatımın Fikri Projesi için 10 Temmuz’da İstanbul Swiss Otel’de olacağız. 12 Temmuz’da otelden ayrılacağız. Biletlerimizi ayarlayıp bize tekrar haber vereceklermiş. Ne güzel!

Bugün Salihli’ye gideceğimiz için izin aldım ve erken çıktım işten. Çıkarken de aklıma geldi. Hayes-Lemmerz şirketlerinin Avrupa’da olanlarından birinde staj neden olmasın? Sordum ettim, araştırdım.İspanya, İtalya, Almanya ve Belçika’da varlarmış. Gelecek seneki Erasmus Staj için bir kapı… ;) Yasemin Hanım’la görüşeceğim tekrar konuyu.

Bu arada Logitech Dual Action PC Oyun kolu almıştım GittiGidiyor’dan 2 tane. Dün geldi. 1′i arızalı çıktı. Bugün geri gönderdim.Şanssızlık! Spor salonuna gittim geldim. Şimdi Salihli’ye gidiyoruz. Haftasonu memleketimdeyim.

June 28, 2008

IYTE The End

Bu günler ne de çabuk geçiyor yaa, sonunda mezuniyet töreni bile geldi geçti valla. Iyte bile olsa mezuniyet töreni güzeldi bence, çok duygusal anlar yaşadık. Önce kep ve cüppeler giyilince herkes komedi tabi, kepler kafada durmuyo ztn. Sonra mezun öğrenciler olarak salona girdik sırayla. En önde de esra :D. Sonra oturduk işte konuşmalar falan yapıldı ama biz konuşulanlarlan hiçbişey anlamadık, seyirciler anlamış, biz en aşağıda oturdugumuz için akustik kotuydu çok, isimlerimizin anons edildigini bile zor duyduk. Neyse herkes diplomasını aldı, en son 10 yıl marsı caldı ve kepleri fırlattık. Sonra vedalaştık işte, foto faslı falan derken tören finito. Bütün tören boyunca binlerce fotograf cekildim valla, görkem saolsun, 3 saniyede bir :D. Tayfun da çok çekti onları da toplamak lazım. Ablam da girişimizi videoya çekmiş ama kalite hafif kotu, olsun yakında upload ederim.
Akşam valide-peder-ablam-ben balık restorantına gittik, orası iyiydi esiyodu, eve geldik yine işkence bir sıcak, nereye kadar böle gidicek bu sıcaklar görücez.

NOT:Bölümdeki hocalarıma mezuniyete geldikleri için çok teşekkür ederim, harbiden çok ilgililer maşallah. (10 da 4, yazık).

June 26, 2008

Staj Günlüğü - 8

Bu sabah heyecanla başladım işe. Hani projeme başlıyorum ya…

Dün gece projemi tam olarak çıkaracaktım ama uğraşamadım, yattım. Salih Hoca’nın gönderdiği sunumu yanıma almıştım. Onu örnek alarak projenin tanımını, gereklerini, özelliklerini çıkardın. Sabahtan bu işle uğraştım. Projeci PLC veya PIC ile çalıştıracağımı varsayarak yaptım. Yemeğe doğru atelyedeki dizüstünü aldım ve PLC programlamaya da başladım. Bir şey yapamadım tabi ki de :)

Yemeğe gidip geldikten sonra oturdum bilgisayar başına tekrar. Nazmi Abi de yardımcı oldu. Az bir şey çalışıyordu ama saçmasapan yerleri de vardı. Nazmi Abi’ye de sordum, biraz daha kurcaladım. Artık sayma işlemini doğru yapıyor. Henüz ışık açma ve fan çalıştırma doğru çalışmıyor. Bir iki güne de onu hallederim heralde. Maketini de yaparmışız atelyedeki malzemelerle, Nazmi Abi öyle dedi.

Burada yaptıktan sonra bir ara Çankaya’dan malzeme alıp evde PIC ile yapmayı düşünüyorum. Bakarsın Elektronik Lab II projemiz de hazır olur :)

Birazdan salona gideceğim Yiğit’le sonra dönüşte de Euro 2008′de Türkiyemizin Almanya ile oynayacağı yarı finali izleyeceğiz bizde. Haydi Türkiye’m inanıyoruz, bir mucize daha!

June 25, 2008

Ankara ve oturma izni işkencesi

Salı gece saat 12 de bindim, kamil koç ilen ankaraya gitmek üzere. 4 numarada oturuyodum, size olarak da ancak sıgabilmiştim koltuga, 8 saat zero uyku ile ankaraya vardım, en son dizler tutmuyodu bnm :). 9(a.m) gibi isveç büyükelçiliğini buldum, sıra numarası aldım, 1-2 ogrencı ile kanka oldum sırada, 11 bucukta içeri aldılar beni, verdim belgelerimi, her zaman oldugu gibi eksik cıktı belgeler, daha dogrusu bnm banka hesabını begenmedıler, hesap cüzdanını istediler falan. 2. ve asıl olay ise, internet sitesinde 210ytl yazan işlem ücretini yatırıp gelmiştim ben, elimde dekont, ama ogun sabah ındırıme gitmişler, ve yatırılması gereken para 190 ytlymiş. Dedim ki 20 ytl sizin olsun, helal edin, olmaz dediler, bağış yapcam dedim olmazmış, illa ki o dekontta 190 ytl goruncekmiş. Gittim bir daha 190 ytl yatırdım, obur işleri de hallettikten sonra 12.30da gerı dondum ki yemege cıkmıslar. Birbucukta geldim, biraz daa bekledim ve bu sefer oldu, hallettim ne varsa. İşlem yapan hatun da fenaydı yani, hemşeri cıktı, neyse. Sonra ankara ofise gittim, durukan abi ile muhabet sonra 6 gibi gamzeyle buluştum, bira içtik, yemek yedik, çay içtik, ustune tatlı yedik, ölesiye. Akşam 10 da otobuse bindim geri donmek için, muavinden 3 tane su istedim, içtim yattım. 1 saat uyuyabildim. Sabah 6 da izmirdeydım, eve geldim 6 bucuk, dedim ki 1 saat uyuyup şirkete gideyim, olmadı, bi yatmısım oglen 1 :D, şirkete şişik gözlerle gittim. nokta

June 24, 2008

Staj Günlüğü - 7

Dünden kalan yorgunluk ve uykusuzlukla kalktığım gibi çıktım evden.

Sular yine kesikti. Elimi yüzümü bile doğru dürüst yıkayamadım. Şirkete geldim elimi yüzümü yıkadım kahvaltımı yaptım ve ardından atelyeye geldim. Taner Abi yok iki gündür, sanırım gece vardiyasında. O olmayınca elini uzatan yok :(. Şefse suratıma bakıp bir günaydın demekten aciz. O yüzden ustalarla takılmayı tercih ediyorum zaten. Ne öğrenirsem onlardan öğreneceğim.

Bugün yeni bir kitaba başladım: Dört anlaşma, Don Miguel Ruiz. Girişimcilik Kampı’nda Tevfik Akmuslu önermişti bu kitabı. Kısacık bir şey zaten ama sindire sindire okumak lazım.

Arada bir imalathaneye girip çıkıyorum. Bant programlarında ufak tefek değişiklikler yapıyorlar arada.

“Ambar”a gittim birkaç kez malzeme isteklerini iletmeye. O ara ustalarla muhabbet ederken aklıma geldi bizim köpek sayıcı projesi. Buradaki sensörlerle, PLC’lerle ne yapılır be! :) Nazmi Abi de olur dedi. Hatta yarın başlarız dedi.

Projeyi hazırlayayım da yarın başlayalım bari :)

June 23, 2008

Staj Günlüğü - 6

Bugün kahvaltı yapamadan çıktım evden. Şirkette bir simitle kahvaltı gibi bir şey yaparak geçiştirdim öğünü.

Atelyeye geldiğimde ilk işim fazla mesai formlarını personel servisine iletmekti. Gittim, geçen hafta konuştuğumuzun aksine Bilgi İşlem’ geçmek istemediğimi ilettim. Zaten onlar da oranın mümkün olmadığını söyledir. Sağlık olsun. Bakalım 45 gün dolacak mı burada. Cezmi Hoca’dan rica edeceğim. Bu arada geçen hafta almam gereken kartımı da aldım. Üstünde eşek kadar STAJER yazıyor ve sicil numaram 0001 :) Sabah akşam kart geçirmeye başlıyoruz artık. Neyse ki geçen haftakileri ve bugünü işleyecekler. Boşuna gelip, oturmuş olmayacağız yani :)

Sabahtan “sadece ve sadece” kitap okudum. Yemekten sonra biraz daha kitap okudum. Sonra Nazmi Abi çağırdı. Geçen haftaki bant programlarını bitirmişler, ufak tefek değişiklikler yapılacaktı. Onun için imalathaneye gittik. Biz oradayken bantlardan biri çalışmıyordu. Sensörden sinyal gidiyor, gelen sinyal motora da gidiyor fakat bant dönmüyordu. Farkettik ki motor da dönüyormuş aslında, ancak boşa. Çarkı çıkmış. Birkaç eleman uğraştı takamadılar, Nazmi Abi taktı. Daha önce de demiştim ya buradaki elektrikçiler aynı zamanda iyi birer mekanikçi. Mekanik işlerini de kendileri görüyorlar.

Atelyeye geri geldiğimde kitap okumaya devam ettim ve “Sevdalinka”yı sonunda bitirdim. Kimilerinin aksine çok beğendiğimi itiraf etmeliyim. Üzerimdeki Ayşe Kulin önyargısı da kırılmış oldu böylece. Sevdalinka tekrar kitap okuma açlığı yarattı ayrıca ben de. Neden sevdiğim konusuna gelince, sanırım tarihi anlatması ve çeşitli aşkları güzelce işlemesi. Sevgiliye, dine, milliyete gibi…

Bugün staj için yine bir şey yaptığım söylenemez. Biraz getir götür, biraz da fabrikada gezinti işte.

Bugün spor salonuna da başladım ayrıca. Yiğit’le birlikte başladık hatta. Göbek yapmışız söylemesi ayıp :) Çok çalışmam lazım çok :)

Staj Günlüğü - 5

Geldik haftanın son gününe ve stajımızın ilk haftasını bitirdik.

Artık biliyorum bu stajdan sonra benden elektrikçi olur :) Otomasyon konusunda da eğitim almış, pratik yapmış olacağım. Şeften pek bir şey öğrenebileceğimi sanmıyorum, çünkü kendisini pek göremiyorum ama ustalar iyi. Elektrikçi değiller sadece mekanik işi de yapıyorlar kendileri için, program da yazıyorlar. İyiler yani.

Bugün sabah tekrar bizim 5. hattaki robota gittik. Böyle artiz artiz konuşayım istedim. 5. hat en ağır jantın üretildiği yer. Traktörlerin jantları falan üretiliyor. Jantların 95-100 kg. oluyor. İşte bunları işleyecek olan robotu yapıyoruz iki gündür, bugünle birlikte üç gündür.

Robot dediğimiz şey nasıl bir şeydir onu da göstereyim:

Fanuc S-420

Bu haftayı da böyle bitirdik işte. Yoruldum be dinleneyim haftasonu :)

June 22, 2008

Çoktandır

Neredeyse 1 ay oluyor sevgili günlüğüme birşeyler yazmayalı. Neler oldu neler… Mezun oldum. Evet şaka gibi, bi ara hiç bitmeyecek sanmıştım. O kadar uzun gelmişti bana. Tıp okusam doktor çıkardım, 6 yıl okudum dile kolay. Urladaki evi boşalttık, ilk haline getirmek uzun zaman aldı gerçekten :D Onurla Proje Pazarına katıldık, ayrıntılar ilerleyen günlerde.. Vs vs

June 21, 2008

Staj Günlüğü - 4

Yeni bir staj günü daha.

Bir “iş” yapabilme umuduyla gittim yine işe. Bir yarım saat bir saat kadar oturdum yine. 3 gündür gözüme takılan “PLC Eğitim Seti”ni şefe(Müh. Niyazi Bey) sormaya gittim. PLC, açık yazarsak Programmable Logic Controller, mantıksal tasarım dersinde gördüğümüz devrelerin programlanabilir olanı demek. EE142 dersinin son konularındandu bu konu Sevinç Hoca fotokopi olarak vermişti. EEPROM falan filan vardı hatırladığım. Morris Mano’nun kitabını biraz kurcalayıp hatırlayayım bari.

Şef biraz bir şeyler anlattı. İşte girişleri çıkışları falan belirliyorsun, ona göre programlıyorsun. Dediğine göre çok önemli bir konuymuş ve değerliymiş. Fazla bilen/kullanan olmadığı için de bunu bilenler de değerliymiş.

Bir süre sonra Taner Abi seslendi. Dünden kalan işlere devam edelim dedi, fırsatı değerlendirdim ben de. Panonun birisinin kablolarını bağladım. Köprülerini falan yaptım. Yavaş yavaş geliyoruz asıl merak ettiğim konuya programlamaya.

Bizim yaptığımız kısım, bir freze, bir robot, bir fırın bir de ne işe yaradığını tam olarak anlayamadığım bir makina var. Fırından çıkan kasnakları sensörler takip ediyor. Kasnak bandının sonundaki sensör işaret verdiğinde robot (Fanuc S-420) kasnağı makinaya veriyor. Makina işlenen kasnak bittiğinde başka bir sensörle robota haber gidiyor ve robot da kasnağı alıp freze makinasına koyuyor. Freze makinasını üstündeki sensörlerden gelen verilere göre robot ya bekliyor ya da yeni bir kasnak koyuyor üstüne. Frezeden çıkan kasnak, bantlara koyuluyor ve başka bir makinaya gitmek üzere diziliyor. Kasnakların nerede oldukları yine sensörlerle takip ediliyor. Diğer makinaya gitmesi için de yine başka bir robot var. Yine aynı işlemler falan filan… Program bu işlemlere göre yazılıyor işte.

Bugün dünkü kadar yoğun olmasa da yine iş yaptım ve artık çabuk zaman geçiyor. Paydos vakti çabuk geliyor :) Hatta bugün programlamaya geçemedik. Neyse yarına artık…

June 19, 2008

Staj Günlüğü - 3

Stajımda 3. günümü de tamamladım. Geriye kaldı 42 iş günü :)

Bugün ilk defa “iş” yaptım. Bütün gün imalathanedeydim. Atölyede zaman geçirmedim hiç ve ilk defa bu kadar geç çıktım.

Bugün Taner Abi’nin yanında takıldım. Sağolsun baya yardımcı oldu işe yarayan biri olduğumu hissettirmek için. Kablo kestim, eşya taşıdım, falan filan. Ama “iş” yaptım.

Sabah 6.50′de sahilden servisime bindim. 7.45′te fabrikadaydım. Atölyeye geldim ve yine oturmaya başladım. Taner Abi seslendi : Gel beraber gidelim, robotlarla haberleşeceğiz. Bölümüm Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği dediğimden beri dalga geçiyorlar zaten. Herhangi bir cümlede haberleşme geçse hemen GÜN bak… (sadece lafta tabi). Neyse imalathaneye girdik. Genel olarak içeride çok büyük makinalar. Makinaları operatörler yönetiyor. Robot dedikleri aletse programlanabilen bir şey. Jantın bir parçasını alıyor, işliyor, başka bir makinaya veriyor, orada işlendikten sonra geri alıyor falan filan… Robotlar yeni daha, son 2-3 yılda alınmış genelde. Ama diğer makinalar Sanayi Devrimi’nin ilk ürünleri gibi… Taner Abi de bu aletlerin elektrik tesisatını, düğmelerini, anahtarlarını, programlarını yapanlardan biri. Beni de aldı gittik. Ben sabahtan akşama kadar, kablo kestim, söktüm taktım. Jantların döndüğü tezgahlara fotosel taktım ayrıca. O sensörlerden gelen verilere göre robotların hareketi şekilleniyor. O kadar çok parça, o kadar çok bağlantı vardı ki… Sadece kabloları yenileyebildik bugün. Daha hazırlanıp takılacak panolar vardı. Ben 6′da işten ayrıldığımda Taner Abi çalışmaya devam ediyordu. Bütün gün yağın kirin içindeydim. Çok şey öğrendim, biraz sora sora, biraz yaşaya yaşaya… Bugün burada kalabileceğimi düşündüm. Bilgi İşlem’e geçme durumum olmazsa da sorun değil gibi eğer iş yaparsam…

Fabrikada özel ayakkabı, kulaklık ve gözlük kullanmak zorunlu. İş Güvenlikçiler gelip uyarıda bulunuyormuş hatta prim kesiliyormuş falan. Bana koymaz galiba ama stajyeriz ya para yok bir şey yok :) Bir de dikkatimi çeken bir şey var her yerde deli gibi forklift var. Forklift kendi boyundan çok büyük işleri becerebilen bir alet. Burada hemen hemen herkes kullanıyor. Herkes dediğim de az değil ya 500 kişi çalışıyormuş fabrikada. 3 vardiya var. O kadar çok üretim yapılıyor ki (yani en azından bana öyle geliyor) o kadar kişi yetmiyor. 2-3 tane de taşeron firma çalıştırıyorlar. İşte öyle büyük bir şirketmiş Jantaş…

İşte öyle … Kısacası bugün ilk defa gerçekten bir yorgunluğum var…

O değil de dönüşte yanlış servise binip Bayraklı’da inmesem süper olacaktı. Neyse yarın doğrusuna bineriz :)

Staj Günlüğü - 2

Stajda ikinci GÜNe de İK’de başladım.

Dün Gamze Hanım, “Çok sıkılıyorsanız, buyrun gelin bize yardım edersiniz” demişti. “Tamam olur” cevabıma ise “O kadar mı çok sıkılıyorsunuz” diyerek şaşırdığını ifade etmişti. Sanırım stajımı İK’de daha bile yararlı olabilir! Neyse bugün bölümümü değiştirmek için gittiğimde ban en uygun yerin Bilgi İşlem olduğunu söylediler bu sefer de. Bu hafta Bilgi İşlem ayarlanana kadar Niyazi Bey’in yanında “durmaya” devam edeceğim. Buradaki Niyazi Bey’in de Nazmi Abi’nin de Taner Abi’nin de (küfür etmeyeceğim heyecan yok) iyi niyetli olduğunu düşünüyorum. Ama burasının bana uygun olmadığına hemfikiriz.

Arada bir imalathaneye giriyorum ustalarla robot dedikleri otomatik makinaların arızalarıyla ilgileniyorlar. Robotlar Amerika’dan geliyormuş. Ama aksamları burada düzenlenip burada kullanılacak şekle getiriliyormuş. Burada kalsam otomasyon konusunda bir şeyler öğrenme ihtimalim var aslında. Ama istediğim ve olması gereken bu değil.

Bugün Nuri Abi’yle de tanıştım. O da ustalardan biri. Bana çay ısmarladı sağolsun (sevindirik oldum). O da iyi biri. Yemek sonrası yine boştaydım. Bu sefer atöyle bir Allah’ın kulu bile bulunmuyordu. Yanımda Ayşe Kulin’in Sevdalinka kitabını götürmüştüm onu okudum. Durum böyle devam ederse iyi kitap okurum burada.

Bugün de servisle erken döndüm yine. Ama yine yorgunum. Düne göre daha az yorgunum gerçi. Alışıyoruz zamanla. Bugün de İnci Akü’nün servisi ile gitmiştim. Yarın Jantaş’ın servisine bineceğim. Ama maalesef o çok daha erken gidiyormuş. Ben sabah ezanıyla kalkacağım heralde bundan sonra. 6.45′te servise binmem lazım. Tavuk olup yatayım o zaman şimdi.

Yarın spor salonuna başlamayı düşünüyorum. Perşembe de halısaha maçı var. Bakalım haftasonuna çıkabilecek miyiz?

Juninho Pernambucano!

Bu videoyu cok once bi zaman seyretmiştim, uzun süredir de arıyordum, sonunda buldum ve kaybetmemek üzere buraya ekledim.
Bence dünyadaki en iyi futbolcu olmasa da en iyi frikik atan insan, kesinlikle. Vuruş tarzı ve tekniği mükemmel. Kemik bir futbolcu diyebiliriz,hatta fazla bir futbolcu yani. 10 bence...
Mutlaka izleyin



June 18, 2008

Su sıkıntısı

2 gundur sular kesikti, bizim apartmandan en son yeşil kokular yükseliyordu, allah kimseyi susuz bırakmasın. Açıklama yapmışlar bi de, "elektromekanik arızası"ymış, teknik tabir kullanıolar ki cahil sanmayalım, ya adam gibi solesenize, su kalmadı veremiyoz die. Gece 12 de geldi sular da bi saat duş aldık, bundan sonra hergun boyle olcakmış, ikinici bi ilana kadar. Neyse, ben yine FM'ye başladım, bjk ile, hastalık başladı yine nasıl kurtulcam bilmiom. Şirkette de boy boy stajyerim oldu, bu aralar pek ilgilenemesem de olsun, onlar benim stajyerim. Akşam tekne turu olayını konuştuk damla ve burhanla, ben herkese ulaştım, kesin bi sayı olmaya çalıştım, ama maalesef iptal etmek zorunda kaldık tekne kapatma olayını, çünkü , biz şimdi adamın teknesini rezerve edicez, 800ytl'ye, 30 kişi gelmezse, bizim kişi başı vereceğimiz rakam 30 a varıyo, belki de daha fazla, gerçi ben veririm 50 de veririm ama herkes vermeyebilir, bi de sürü piskolojisi var, 1-2 kişi gelmeyince, kimsenin gelesi gelmiyo, neyse onu iptal ettik herkes individual gidebilir ama karışmıyoruz :D. Bakalm belki bugun yeni gelişmeler olabilir bu konularda. Pazartesi günü de ankaraya gitmem gerekiyo, oturma izni için, off çok para lazım be yaa, hayat zor.

June 17, 2008

Staj Günlüğü - 1

BuGÜN Jantaş’ta stajıma başladım.

Sabah Manisa Seyahat’e binmek üzere iskeleye 7′de çıktım. Önümde duran İnci Akü servisi bir şans oldu. Sordum binebilir miyim diye, ilk günüm dedim. Bindim ve yarım saat sonra İnci Akü’deydim. Jantaş da İnci Akü’nün hemen yanı zaten. Jantaş yaklaşık 500 kişinin çalıştığı dev bir fabrika. Cidden çok büyük ve çok büyük ihracat yapıyorlar.

Jantaş’ta önce İnsan Kaynaklarına gittim. Benim geleceğimden haberleri yokmuş am olsun öğrenmiş oldular. Beni Elektrik-Bakım bölümüne yönlendirdiler. 15 elektrik teknisyeni bir de 1 elektrik elektronik mühendisi olan bir bölüm. Bölümde elektrik arızalarını ve  otomasyon ayarlarını yapıyorlar sadece. Bana Nazmi Abi yarımcı oldu bütün gün. Etrafı öğretti az çok. Asıl sorumlum Niyazi Bey ise çok yoğun olduğundan benimle ancak 2 gibi ilgilenebildi. Okulumu ve bölümümü bilmediğini söyledi. Üzüldüm onun adına. Doğu Akdeniz Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunuymuş. Konuşmalarımızdan da anladığım şekilde bu bölüm bana göre değildi. Niyazi Bey’in söylediğine göre de orası bana uygun değildi. Bütün gün sandalye başında oturdum. En sonunda İK ile tekrar konuşmaya karar verdim. Bana en uygun bölümün burasının olduğunu tekrar söylediler. Ancak çektiğim işkenceyi anlatınca bana başka bir bölüm bakmaya başladılar. Yarın tekrar konuşacağım. Niyazi Bey’in yanın döndüğümde 4′te servis olduğunu ve onunla gidebileceğimi söyledi. Fırsatı kaçırmadım. Çok sıkıcı ve yorucu bir GÜNün ardından eve döndüm.

Yorgunluktan ölüyordum. Bütün gün hiçbir şey yapmadan bir sandalyede oturmanın ne denli bir işkence olduğunu anlatamam yaşamak lazım! Neyse gelince biraz uyudum. Sonra Güşü’yü Amerika’ya uğurlamak için onlara gittim. Güşü Work and Travel macerası için Amerika’ya gidiyordu. Uçağına kadar uğurladık. Baya kalabalık bir uğurlama oldu. Bizimkilerden Musti, Arzu, Zahide vardı. Gerisi akraba.

Neyse oradan da döndük yatalım artık. Çünkü her gün sabah 6′da kalkmak hiç de eğlenceli bir şey değil!

June 16, 2008

uykusuz cumartesi

Cuma gece geç yatıldığı için cumartesi akşam 5'e kadar uyuma planım vardı ki, sabah 10 da apartmanın böcek-haşerata karşı ilaçlanacağını acı acı çalan zilden öğrendik. Şişik gözlerle evden çıkardılar, biz de özgüre gittik, bizim berber kendisi. Yanında da kahve (gave) var, oturduk çay-poğaça takıldık. Sonra ben terörle mücadele formundan çıkmak için sakalları kestireyim dedim, özgür de hepsini kestircem sandığı için, keçi sakal da gitti, yumurta oldum resmen. Adaya gidene kadar uzaması lazım, yoksa işimiz var. Cumartesi ermac'ın doğum günü olduğu için, evde başladık biraya. Akşam da alsancağa gittik yine, raşta takıldık 1e kadar,özgür de geldi bizle. Emolara sardı özgür, üstlerine yürüdü, karşılık vermediler. Ardından eve gelip 100 kadar midye yedikten sonra, az pro-street oynadık. akşam 5'te kalkmak üzere yattım, harbiden de biraz önce 5'te kalktım. Bi kahvaltı etmek lazım :D. akşam tr maçı var ama bizim pek umudumuz yok takımdan, o yuzden zero heyecan. Maç saatini beklemiyoruz, çoktan başladık içmeye...

Aduket

Valla ilk izlediğimde yerlere yatarak gülmüştüm, hala gülüyorum, süper bir program olmuş çghb, aduket şarkısı da buna tuz biber. Elemanın mimikler falan zaten süper, şarkı da süper. BKM mutfak tutucak, inşallah... Videoyu seyredin...


June 15, 2008

Anadolu Rock

Cem Yılmaz süper özetlemiş bence, mutlaka izlenmesi gerekir diyorum...


güzel bir gün son gün için

dün biraz (!) sallanmış google raporunu yazdıktan sonra, murat ve mert ile birlikte o… çocukları filmine gittik. film parça parça güzel olmasına rağmen bir bütünlük yoktu. diyaloglardaki mükemmellik filmin bütünlüğüne yansımamış. demet akbağ’ın replikleri ne kadar küfürlü de olsa çok müthişti. özgü namal’ı farklı bir rolde görmek için bir fırsattı ayrıca. neyse filmden sonra bize geldik, sabaha kadar pes partisi yaptık. bir insanın bu kadar ballı olduğunu görmedim ben ya! ben de şanslıyım çoğu zaman ama murat’ın balı kadar hiç bir yerde görmemiştik. dün fena düdükledi bizi. neyse o öyle bitti. öcünü fena alacağız oğlum onun! sabah kalktık sonra dışarda kahvaltı falan ettik, kipa’ya gittik ege park’a gittik biraz gezdik. sonra da bovling oynadık. mert fiyaskosunun yanında murat’la kapıştık biraz. ilk oyunu alsa da ikinci oyunda “skorbord”u gözüne soktum.

ha bu arada başta kendi babam olmak üzere tüm babaların hatta baba adaylarının babalar günü kutlu olsun :)

yarın stajım başlıyor. manisa’ya hayes-lemmerz jantaş‘ta 45 gün süreyle çalışmaya gidiyorum. sabah 6 akşam 6 manisa beni bekler :)

iyi oldu bu son iki gün ya rahatladım, gezdim, tozdum, eğlendim ;)

June 14, 2008

Seviyorum...

Bu digiturk reklamını seyrettiniz mi bilmiyorum, ama süper olmuş ya ben çok beğendim, dayı 10 numara. Buyrun izleyin:



Hüsnü Amca: Acun Bey

Acun Ilıcalı: Efendim amca

Amca: Bana da kur

Acun: Ne kurim amca?

Amca: Digitürk

Acun: Kurim amca

Amca: Kur ama para vermem

Acun: Verme amca

Amca: Kutuya da para vermem

Acun: Onu da verme amca

Amca: Bir ay bütün kanalları seyrederim, ona da para vermem

Acun: Tamam ona da verme

Amca: Ayda 10 liradan fazla para vermem

Acun: Verme amca

&

Acun: Amca 9.90 olur mu?

Amca: O daha mı az?

&

Amca: Birinci ayda erotik var mı?

Acun: Erotik?

Amca: Seviyorum

June 13, 2008

kişisel bir ileti gireyim

ne yapıyorum?

bu aralar neler yapıyorum anlatayım istedim içimden geldi. rapor yazıyorum dedim ya bi oturup da bitereyim demedim ya yarın sabaha bitmiş olmalı. neyse geçtim onu coyote ve road runner’ın maceralarını indirmeye başladım bir yandan onu izliyorum. death note’a da başladım onu da izliyorum. euro 2008 devam ediyor onu da izliyorum. internette boş boş takılıyorum yemek yiyorum su içiyorum. bu kadar bitti. ha arada da uyuyorum.

bu monotonluktan sıkıldığım için yarın o… çocukları filmine gideceğim. gezeceğim biraz rahatlayacağım. pazartesi günü staj başlıyor ona rahat ve hazır olmak için enerji toplamak lazım değil mi? :)

yine alsancak

İş çıkışı yine alsancağa gittim, yine fatih geldi, yanında anıl + akın, sonra yine popcorn, yine 3X70lik, ya bu bikaç gündür hep aynı şeyleri yapıorum, yine baydım cok. Dün Fatih 50 tane anket verdi, sağa sola doldurttum, yanlız işkence resmen,gereksiz sorular falan. Bi de taktik verio fatih, dio ki dolduruken önce bi tanesini kendi adıma doldurcakmışım, ikincisini de, kendimi başkasının yerinne koyup, o nasıl düşünürdü diyip ona göre doldurcakmışım, sonra zaten insan alışıyomuş, 4-5 tane dolarmışmış.Resmen katakulli. Akşam geldim eve, kamile ve emreye verdim anketi, kamil dolduramadı bile. Sonrasında halısaha maçına geçtik, 11-12 sporyum. Hayatımın en rezil futbolunu oynadım, kesin, topu ayagımda tutamadım bile, resmen takıma balta. "AŞK"tan olsa gerek diyorum, kafa başka yerlerde. Maçtan sonra, kamil mösteve uni_ali bize geldi, bira fln, mösteve 3 dakika içerisinde 2 anket doldurdu, birisi adnanın adına(bayan olarak işaretlemiş :)). Sonra da sızarak ve yamularak uyudum(Galiba).

Dün güzel bir gündü...

İş çıkışı toplanıp, uzun süredir oynamadığımız kağıt oyunu king'i oynadık. ////////////////////////////////////////////////////////////////
////////////////////////////////////////////////////////////////
//////////////////sonradan kaldırdım burasını/////////////////////
////////////////////////////////////////////////////////////////
////////////////////////////////////////////////////////////////...

King'in ardından, halısaha moduna geçtik tabi, ancak bu maç bnm için değişik bir anlam taşıyordu, çünkü kendi takımımdan ayrılmış, şirketin takımıyla maçlara çıkmaya başlamıştım, yani bizimkilere rakiptim. Ama profesyonel oldugum için maç esnasında duygularımı sakladım, takımım yararına çalıştım :), sonucta yendık, iyi de top oynadık.(3-4 gol attım tabi)
Dün akşamın bombası ise, Umur'u ısıran köpek oldu. Evet abiii, şaka gibi ama ısırdı. Böyle masum masum yaklaştı umura, sevdirecekti kendini, ama birden zıpladı üstüne, allahtan fazla bişi yapamadı. Ben umurdan daha cok korktum desem yeridir, adam hiç tırsmadı yaa köpekten. Vefalı köpek halısaha çıkışında arabalara kadar bize eşlik etti yannız, mahçup oldu hayvan :)

Uzun bir aradan sonra burdayım...

Evet, uzun bi aradan sonra, tekrar yazmaya başlamaya karar verdim, bakalm ne zaman sıkılırım. Sıkılmak deil de ben unutuyorum, birisi hatırlatsın bana. Neyse, dün Fatih geldi helsinki'den. Erasmustan arkadas bizim, finyada tanışmıştık. Alsancak biralar derken, bizim muhabbet oldu sana iş görüşmesi. Süper planları var, ayrıntılı anlattı, deli para kazanıp köşeyi dönecekmiş fatih, o donerken biz de dönücez tabi. Bakalm inşallah. Bunları konusurken akşam yemegi yemeyi unutmuşum, birayla doymaya çalıştım artık. Sonra fatihin arkadası geldi, anıl, meslektaş bizim daha dogrusu rakip.Birimde çalışıyomuş fln filan, bizm kafadan. Tr maçı varmıs sonra dedim hadi seyredelim. Yalandan da olsa yendık(fatih terime rağmen), neyse benim anlamadığım ülkem insanı. Ya bu kadar gaz seyreden bir insan topluluğu hayatımda görmedim. Alkışlar tezahuratlar,(küfürlere girmicem bile), ya nooluyo ya, daha grup maçı, rezalet top oynuoz, fln, ya maç isvicrede, alsancakta oynanmıyo ya, sakin maç seyredemio türküm insanı. Bi de yan masada tipler vardı, bütün akşam yiyip-içip (kimsenin yediginde gözüm yok yanlıs anlasılmasın) sonra da hesaba itiraz eden tiplerden, deli oldum. Bugun tekrar toplanmak uzere dağıldık, yannız son otobusu kaçırıyodum, depar attım resmen, sırta vurdu ayaklar (bkz:şener şen). Yeni otobusler de kral olmus haa, püfür püfür. Otobusten indim, bokoreç, thennn, uyku.